top of page

Odyolojinin Tarihsel Gelişimi



Odyoloji Tarihsel Gelişimi

Odyoloji terimi Latince işitme anlamına gelen “audire” ve tanımlama anlamına gelen Yunanca son ek olan “logos” kelimesinden türemiştir.Bilimsel yayınlarda Odyoloji terimlerinin kullanılması 1946 yılına dayanmaktadır.Odyoloji, işitme (duyma sistemi) ve denge (vestibüler sistem) bozukluklarının araştırıldığı bir bilim dalıdır. Uzman hekimin koyduğu tanı ve tedavi tavsiyesi çerçevesinde hastalara çeşitli testler uygular.


Dünya genelinde işitme adı altında yüzyılların başına uzanan birçok çalışmalar bulunmaktadır.Artan imkanlar ve merak doğrultusunda işitme sistematik bir hal almış ve Odyolojinin resmi olarak ilk gelişmeler 1920 yıllarında başlamıştır.1925 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde, odyoloji mensuplarının resmi olarak teşkilatlandığı bilinmektedir. İşitmenin ölçümü ve işitme engellilerle ilgili çalışmalar 1940’lı yıllardan önceye dayansa da, “Odyoloji” terimi 1940 yılında hükûmet kararı ile profesyonel kullanıma girmiştir.

 

Odyoloji’nin bilim dalı haline gelmesinde ise II. Dünya Savaşı etkili olmuştur. Savaş kaynaklı yaralanmaların büyük kısmını oluşturan akustik travmalar ve baş travmaları işitme ve denge bozukluklarının en önemli sebeplerindendir. Savaş sonrası işitme ve denge kaybı sorunu yaşayan hasta sayısındaki önemli artış, savaş yıllarının sonunda bu bozuklukları yaşayan hastaların tedavi ve rehabilitasyonunda görev alacak yeni bir mesleğin doğmasına yol açmıştır.

İşitme biliminin meslek halini almasında öncülük eden, odyolojinin babası olarak tanınan Raymond Carhart, tezinin ardından üniversitede kalarak konuşma odyometrisi için klinik yöntemler geliştirmeye başlamıştır. Üniversitedeki Yeniden Konuşma Eğitim Departmanı’nda konuşma anlamayı iyileştirmeye yönelik çalışmalar ile 2.Dünya Savaşı’nda savaşması sonucu işitme kayıplı askerlerin rehabilitasyonu sağlamıştır.



Odyoloji,insanın hayatına sorunsuz devam edebilmesi için her yüzyılda önem çeken bir bilim dalı konumunda olmuştur.Çünkü insan üzerinde önemli rol oynayan işitme insanın evrende var olduğu günden bugüne kadar önem arz etmiştir.İşitme insanlarda konuşma ve dil gelişimine etkisi oldukça büyüktür.Buna bağlı olarak konuşma ve işitme insanın hayati fonksiyonlarından biri olduğu için kişilik gelişimini etkiler.Gerek yüzyıllar öncesi çağlarda insanların maruz kaldığı yüksek ses,doğuştan gelen anomaliler veya geçirdikleri kafa travmaları gibi birçok etken işitme sorunlarını beraberinde getirmiştir.


Odyoloji biliminin tarihine baktığımızda 1.yy’da Archigenes tarafından işitme bozukluğu olan hastalarda yüksek seslerin kullanımının önerildiği bulgusuna uzanır.Ardından 5 yy sonra Alexander of Trales tarafından gürültü ve bağırmanın işitme engeli olan kişilerin işitme fonksiyonunu stimüle ettiği yargısı ile Odyoloji biliminin temelleri atılmıştır.Yapılan araştırmalarda St. Albert Magnus’un 13.yy’daki yazılarında “Aslan beyni yendiği zaman deliliğe yol açar,ama eğer bazı güçlü yağlarla kulağa yerleştirilirse işitme kaybına çare olur.” şeklinde ifadeleriyle karşılaşılmıştır.


Odyoloji biliminin temeli sayılabilecek bu yargılar doğrultusunda 18.yyda lisan ve konuşmaya daha çok önem verilerek işitsel eğitimlere başlanılmıştır.İşitme kayıplı bireylerin eğitim öncesi teste tabi tutulması için 20.yy.dan önceki pre-elektrik dönemde bozuk para testi,konuşma-fısıltı testi,masa saati testi gibi çeşitli test yöntemleri kullanılmıştır. 19.yy. da diyapazon testleri yapılmaya başlanmıştır.İlk elektrikli kulak muayene metodu 1879 da bulunmuştur.Bu metoddan yola çıkılarak nicel veri dışında nitel verilerede ulaşmak amacıyla çoğu kez deneyler yapılmış olsa da günümüz modern saf ses odyometresinin benzeri 1920’lere kadar geliştirilememiştir.İlk odyometreler 1920 yılında Schwartz,1926 yılında Fletcher tarafından geliştirilmiştir.İlk modern odyometrenin 1937 yılında kullanıma geçtiği,ilk otomatik odyometrenin ise 1947 yılında Bekesy tarafından hayata geçirildiği görilmektedir.Ortaya çıkan her odyometre aslında kendinden bir önceki odyometre temeline dayanarak icat edilmiş ancak yeni özellikler eklenerek geliştirilmiştir.Odyometreler Dünya üzerinde her kıtada bölgede kullanılan evrensel bir cihaz olması neticesiyle Dünya’nın her bir yerinde anlamının aynı olması gerekir.Bu sebepten ulusal ve uluslar arası standartlara göre düzenlenmiştir.Bu standartlar 1951 yılında ASA,1964 yılında ISO ve çeşitli değişimler sonucunda 1969 yılında geliştirilip günümüzde de geçerliliğini koruyan ANSI olarak bilinmektedir.


Odyometrenin gelişmesi Odyolojinin gelişmesine olanak sağlamıştır.20.yy,da pek çok test yöntemi icat edilerek katkı sağlanmıştır.Orta kulak patolojilerinde kullanılan Elektroakustik İmpedansmetre ilk olarak 1946 yılında kullanılmaya başlanmıştır.İlerleyen yıllarda Jewet tarafından odyoloji test yöntemlerine İşitsel Uyarılmış Cevap Odyometresi eklenmiştir.Jewet 1970 yılında ilk kez hayvanlardan yanıt alındığını açıklammıştır.Aynı yıl içerisinde James Jerger Timpanogram tiplerini tanımlamıştır.Bir buluşun ortaya çıkması başka bir buluşa sebep oluyordu.Buna bağlı olarak 1971 yılından Portmann ve Arran ilk kez Transtimpanik elektrokokleografi’yi kullanmışlardır.Ardından 1978 yılında David Kemp, koklea tarafından üretilen seslerin özel metodlar kullanılarak kulak kanalından kayıt edilebileceğini belirtmiştir.Bugün hala kullanılmakta olan Otoakustik Emisyon adı verilen ölçümde böylece ortaya çıkmış olur.Bu gelişmeler vesilesiyle Odyoloji bilimi adı altında sanılanın aksine sadece işitme kaybı testi değil birçok test yapılabilmektedir.


TÜRKİYE’DE ODYOLOJİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ


Ülkemizde Odyoloji eğitiminin tarihsel gelişimine baktığımızda,Odyoloji eğitimi ilk olarak 967 yılında Hacettepe Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim dalında,Prof.Dr.İ.Nazmi Hoşal tarafından başlatıldığı görülmektedir.Odyoloji yüksek lisans ve doktora eğitimlerini vermek üzere önce Amerika Birleşik Devletleri’nin tanınmış odyologlarından Dr.Richard Israel ve Dr.Jack Katz ülkemize gelerek programa destek olmuşlardır.


1986 yılına gelindiğinde Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Odyoloji Kliniği Prof.Dr.Ferda Akdaş tarafından kurulmuş ve 1987 yılında Odyoloji Lisansüstü eğitim programlarına başlanmış,1989 yılında da doktora programı başlatılmıştır.Yüksek lisans programları için üniversitelerin tıp veya sağlık bilimleri ile ilgili lisans programlarını tamamlamış kişiler başvuru yapabilmektedir.


Odyoloji bilimi işitmenin değerlendirilmesi ve konuşma bozukları ile multidisipliner bir alan olduğu için 1989 yılına kadar Odyoloji programı adı altında eğitim verilen yüksel lisans eğitimi,Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları olarak YÖK’un onayı ile değiştirilmiştir.


Artan nüfus ve yüksek şiddette ses çıkaran elektronik aletlerin yaygınlaşması ile ülkemizde Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları alanı mezun grubunun sayıca yetersiz olması nedeniyle lisans eğitimi düzeyinde eğitim verilmesi karar kılınmıştır.2010 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi,sonrasında ise Hacettepe Üniversitesi ve çeşitli vakıf üniversiteleri bünyesinde lisans düzeyinde Odyoloji bölümleri açılmıştır.Günümüzde toplam 27 üniversitede Odyoloji Bölümü bulunmaktadır.

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 22 Mayıs 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmenlikte Odyologların görev tanımları son halini almıştır.

Ülkemizde her yıl binlerce öğrenci Odyolog olmanın temelini oluşturan Odyoloji bölümünü seçiyor.Yıllar geçtikçe teknolojinin gelişmesi yeni test imkanlarının ortaya çıkmasını sağlıyor.Biz Odyolog adayları ve Odyologlar sürekli gelişim içerisinde olan Odyoloji Bölümü’müzü etkin bir şekilde takip etmeliyiz.




KAYNAKÇA

Temel Odyoloji,Erol Belgin,A.Sanem Şahlı,2017

https://tr.wikipedia.org/wiki/Odyoloji#Odyolojide_kullan%C4%B1lan_test_aletlerinin_tarihsel_geli%C5%9Fimi

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/598755

https://sbf.gelisim.edu.tr/tr/akademik-bolum-odyoloji-haber-turkiyede-odyolojinin-tarihcesi

https://icaad.org.tr/turkiyede-odyolojinin-tarihcesi/


145 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page